İçeriğe geç

Eser, sanatçı ve sergiler bir arada.

BirSanat

Duygu Gülten

Hakkında

Ben Duygu Gülten. İstanbul’da sınıf öğretmeni olarak görev yapıyor, uzun yıllardır resim çalışmalarımı atölye pratiği, kişisel araştırmalar ve disiplinler arası okumalarla sürdürüyorum. Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi mezunuyum. Ölçme ve Değerlendirme alanında yüksek lisans yaptım; ayrıca sosyoloji ve felsefe alanlarında eğitim aldım. Eğitim bilimleriyle başlayan akademik yolculuğum, zaman içinde insanı yalnızca öğrenen ve gelişen bir varlık olarak değil; belleği, kırılganlıkları, bağlanma biçimleri, aidiyet arayışı ve içinde yaşadığı çevreyle ilişkisi üzerinden düşünmeme imkân verdi. Sosyoloji insana toplumsal bağları içerisinde, felsefe ise varoluşsal soruları ve iç çatışmaları üzerinden yaklaşmamı sağladı. Bu çok katmanlı birikim, resimlerimin hem düşünsel zeminini hem de insanı ele alış biçimimi belirledi. “Kuşların Hatırladığı” adlı seri, uzun bir okuma, düşünme ve yoğunlaşma döneminin ardından ortaya çıktı. Seride yer alan çalışmalar yalnızca doğaya ait estetik görüntüler değildir. Kuşlar, ağaçlar, yuvalar, kırılmış dallar ve geniş boşluklar aracılığıyla insanın ilişkiler içinde aldığı hâlleri anlatıyorum. Her kuş, belirli bir insanlık durumunu temsil ediyor: kalan, giden, bekleyen, yaklaşmaya çalışan, kendi içine çekilen, yuvasını koruyan ya da yeniden kurma cesareti gösteren insanı… Ağaçlar ise bu hayatların üzerinde şekillendiği belleği, geçmişi ve insanın kök salma çabasını taşıyor. Yuva kimi zaman aidiyetin ve birlikte var olma ihtimalinin, kimi zaman da kaybın, eksilmenin ve geride kalanın simgesine dönüşüyor. Resimlerdeki boşluklar da yalnızca kompozisyonu ferahlatan alanlar değil; insanlar arasındaki mesafeyi, söylenmeyeni, bekleyişi ve ihtimali görünür kılan aktif yüzeylerdir. Seride siyah-beyaz ve monokrom bir dil kullanmam bilinçli bir tercihtir. Rengi geri çektiğimde resimde yalnızca “sadelik” kalmıyor; biçimin özü, yüzeyin hafızası ve duygunun çıplak yapısı ortaya çıkıyor. Rengin çağrışımları ortadan kalktığında izleyici, anlatının karşısında daha savunmasız ve daha doğrudan kalıyor. Siyah, beyaz ve gri arasındaki geçişler benim için kesin yargılardan çok, insan ilişkilerinin ara hâllerini taşıyor: ne bütünüyle ayrılık ne tam bir kavuşma; ne mutlak karanlık ne de kusursuz bir aydınlık… Resimler tam da bu eşiklerde var oluyor. Fırça izlerini, akmaları, silinmeleri ve yüzeydeki yarım kalmışlıkları özellikle görünür bırakıyorum. Çünkü insan belleğinin de kusursuz, pürüzsüz ve doğrusal olmadığına inanıyorum. Bazı biçimlerin zeminde erimesi, dalların kadrajın dışına taşması ve figürlerin alışılmış merkezî yerleşimlerden uzak tutulması; yaşamın tamamlanmamış, değişken ve kimi zaman da yönünü arayan yapısıyla ilişkilidir. Serideki her eser kendi adına ve kendi içsel anlatısına sahiptir. YAD, insanın bir yere gitmesinden çok geride bıraktığı şeyle arasındaki mesafeyi; ERK, dışarıdan sessizlik gibi görünen güçlü ve vakur duruşu; TAHAVVÜL, insanın yaşadıklarıyla başka bir varoluş biçimine dönüşmesini; YAREN, yalnızlığın içinde kurulan yakınlığı; YOLDAŞ, aynı yolu paylaşmanın sorumluluğunu; HALDAŞ ise birbirinin yalnızca yanında değil, hâlinde de bulunabilme ihtimalini taşır. Bu adlar eserleri açıklamak için sonradan eklenmiş başlıklar değil; her çalışmanın düşünsel omurgasını oluşturan kavramlardır. Bu çalışmalar kişisel bir hafızadan doğsa da aidiyet, ayrılık, göç, bekleyiş, korunma, dayanışma ve yeniden başlama gibi hepimize ait deneyimlere uzanıyor.

Sergiler

BirSanat'ta

Yeni eserlerden haberdar olun.

Yeni sergiler ve satışa çıkan eserler için ayda iki bülten gönderiyoruz.

Abone olarak yeni eser ve sergi duyurularını e-postayla almayı kabul edersiniz. Dilediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.