İçeriğe geç

Eser, sanatçı ve sergiler bir arada.

BirSanat
Barajdan Sızanlar afişiSona erdi

Barajdan Sızanlar

22 Nisan-23 Ağustos 2026Beyoğlu, İstanbul
Tarih
22 Nisan-23 Ağustos 2026
Mekân
Salt Beyoğlu, İstiklal Caddesi, Beyoğlu/İstanbul
Küratör
Gülce Özkara
Sanatçılar
Haig Aivazian, Monira Al Qadiri, Al-Wah’at Collective, Mehmet Ali Boran, Can Candan, Aslıhan Demirtaş, Alia Farid, Metincan Güzel, Emre Hüner, Evrim Kaya, Yelta Köm, Fredj Moussa, Dima Srouji, Aslı Uludağ, Merve Ünsal

Sergi hakkında

İngilizce’deki landscape kelimesinin Türkçe veya Arapça’da tam bir karşılığı yoktur; bağlama göre arazi, manzara, peyzaj gibi kelimeler kullanılır. Barajdan Sızanlar, bu çevrilemezliği yeryüzü ve yeraltıyla kurulan farklı ilişki biçimlerinin tezahürü olarak ele alır. Doğu Akdeniz’den Körfez Bölgesi’ne uzanan bir coğrafyada, sanatçıların üretimleri aracılığıyla sömürgeci pratiklerin ötesinde bir “yerdeşlik” tahayyül eder; ulus-devlet sınırlarını aşan ortak tarihsel deneyimlerin ve coğrafyalar arası dayanışma imkânlarının peşinde, kolektif bir varoluş zemini düşler. Sergi, bu ortak zeminin oluşumunda arazinin hafıza ve arşivle ilişkisini merkeze alır: Barajlar, kanallar, petrol kuyuları, jeotermal santraller, gözetim sistemleri, baz istasyonları, fiziksel peyzajın yanı sıra onun etrafında şekillenen sosyal ve kültürel bağları da dönüştürür. Ancak toplumsal bellek yok olmaz; aksine araziye kazınır. Nehirler, bataklıklar, sokaklar, kahvehaneler hafızayı tutan birer arşiv hâline gelir. Adını insan hakları avukatı Noura Erakat’ın “Barajı yarıp geçiyoruz; mücadeleye devam edin” sözünden alan sergi, altyapıları sadece bir tahakküm aracı olarak değil, sızıntıların ve direnişin metaforu olarak konumlandırır. Durağan görünen bir nehrin ansızın taşkına dönüşmesi gibi, hafıza da çatlaklardan bugüne sızar. Arazi, mülkiyetin, tahakkümün, kaynak sömürüsünün zemini olabildiği kadar hatırlamanın, bir araya gelmenin ve yerdeşlik kurmanın yollarını da barındırır. Sömürgeci bir “iç deniz” projesinin Sahra’daki tortuları, telekomünikasyon ağlarının görünmez peyzajı, terk edilmiş bir gece kulübünden sızan ışıklar ve yüzyılların çöküşünü saniyelere sığdıran obrukların sesi mekânda birbirine karışır. Eski bir istihbaratçının Batı Asya’nın enerji haritasını belirleyen çöl rotalarından nükleer felaketlerin arazide bıraktığı izlere, Avrupa’ya göçen işçilerin belleklerinde taşıdıkları manzaralardan yok edilen Filistin köylerinin sınırlarını yeniden çizen inatçı kaktüs köklerine kadar nice anlatı müşterek bir zeminde buluşur.

Yeni eserlerden haberdar olun.

Yeni sergiler ve satışa çıkan eserler için ayda iki bülten gönderiyoruz.

Abone olarak yeni eser ve sergi duyurularını e-postayla almayı kabul edersiniz. Dilediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.